Anasayfa » Arşiv

Blog Kategorisindeki Yazılar

Blog, eleştiriyorum »

[5 Apr 2014 | Yorum Yok | ]
Renkler Ne Kadar Gerçekler

Renkler var ya hani; denizlerin mavisi, ağaçların ve çimenlerin yeşili, çileğin kırmızısı, toprağın kahverengisi, tenimin rengi, teninin rengi, gözbebeğindeki siyah, küçük balıktaki turuncu
Çocukluğumdan beri kafayı yiyorum ya yeşil sadece bana yeşilse ama aslında başkasına mavi gözüküyorsa, ya da turuncu dediğim balığı başkası siyah görüyor ama aslında siyaha “turuncu” diyorsa?
Renk gibi gözümle görüp inanmam gereken somut bir kavramdan bile şüphe ediyorsam, geri kalanının gerçekliğinden nasıl emin olabilirim? Bir çok kişinin renklerin gerçekliğini bile asla sorgulamadığı bir toplumda, başka şeylerin gerçek olduğuna neden inanmak lazım? Bir şeyler yapmak lazım ama neden yapmak lazım? …

Blog »

[11 Jun 2009 | Yorum Yok | ]
Kurtuluş

Cok ozledim bir seyler yazmayi. Yoklugumda sekiz dokuz denemem de oldu ancak yayimlamayi goze alamadim. Bazilarinin devami bir hayli zor geldi, iyice anlamsizlasti zaten.
Ama bundan vazgecmiyorum. Devaminda ne gelirse gelsin ellerimden, bunu yayimlamaktan asla ama asla vazgecmeyecegim..
Cok karmasik zamanlarin icine dalmak istedim ve yine istedigimi yapmis olduk. Simdiki ben ile eski ben arasinda oyle buyuk hesaplasmalar yasandi ki ben ne simdiki ben ne de eski ben olmayi sectim. Inanilmaz buyuk bir bosluga dustugumu hissettim ancak bunu asmak icin beklemekten baska bir sey yapmadim. Sadece iyice karmasiklasan dugumleri iki tarafindan cekip …

Blog »

[22 May 2009 | Yorum Yok | ]
Ruzgar

En eski arkadasim ruzgar. Dun gece hediyemi verdi, aksamustu mujdemi.
En eski arkadasim ruzgar. O, her seyi bilir.

Blog »

[1 May 2009 | Yorum Yok | ]
Zorunluluk Duvarı

İşte burası bir duvardır.
İnsanlar gelirler, dokunurlar, mırıldanırlar, gözleri dolar, biraz daha dokunurlar, biraz daha mırıldanırlar, biraz ağlarlar, ve giderler.
…giderler ve yine gelirler.

Blog »

[6 Apr 2009 | Yorum Yok | ]
Yorgunluk

Çok yoruyosun kendini, çok.
Üstelik beni de uyutmuyorsun be çocuk.
Bu kadar hızlı koşmak zorunda değilsin.
Unutma ki sen kısa mesafe koşucusu değil, maraton koşucususun.
Dinlen birazcık. Uyuyalım azcık. Uyuyalım. Sen daha çocuksun.

Blog »

[29 Mar 2009 | Yorum Yok | ]
Mucize!

İyileşiyorum. Hem de mucizevi bir şekilde. Hiç olmadığı kadar hızlı. Ve güçlü.
Vücudumdaki her hücreyi yönetebildiğimi hissediyorum. Her hücreye ulaşabildiğimi. İyileşmek için olan mükemmel uyumumuzu, görüyorum.
Şaşırıyorum. Nedir beni böyle değiştiren? Güçlü kılan. Biraz biliyorum, biraz arıyorum. Ulaşıyorum. Ama emin olamıyorum. Geç olmadan emin olmak istiyorum.
Tecrübesiz de emin olmamak. İstiyorum.
Bir de hayatımı düzenlemek. Toparlanmak. Kaldığım yerde değilim biliyorum, ancak daha hızlı ileri gitmek istiyorum.
Her şeyi hastalık kadar kolay atlatmak istiyorum. Savaşmak istiyorum. Ama savaşları kısa kesebilmek.
İstiyorum.
Bir mucizeden emin olmak istiyorum. Ondan emin olmak. Aslında bildiğim kadarıyla emin olabiliyorum. Ama bildiğimi bilmeyenler yüzünden …

Blog »

[28 Mar 2009 | Yorum Yok | ]
Hastalık

Hastayım. Çok hastayım. Şuursuzca yatıyorum. Hiç gücüm kalmadı. Bütün kemiklerim sızlıyor. Rüyalar görüyorum. Birinde iki melek kollarımdan tutup götürüyor. İtiraz edemiyorum. Edecek gücüm yok. Ayakta duracak kadar bile.
İyileşmek için hiçbir şey yapmıyorum. Sadece gözlerimi kapatıyorum. Ve Yatıyorum. Hastayım. Çok hastayım. Saçlarım yumuşacık olmus, onlar bile çok hasta. Ve ben yine şuursuzca yatmaya gidiyorum. Çok hastayım.

Blog »

[24 Mar 2009 | Yorum Yok | ]
Uğursuz (3)

Gokyuzundeki karabulutlarin yere oluk oluk sari toprak biraktigi gundur o gun.
Huznun, kederin, gecmisin bir insan boyu toprakla ortulecegi o gun, her sey sarinin tonlarina burunur, bulutlar haric. Onlar karadir ancak sari topraklar yagdirir.
Gunesi goremeyeceginiz gozleriniz bulutlara baktigi an; yerden goge dogru yukselen ruzgari, gokten yere dogru inen topragi, topraga saplanan gecmisi gorur. Kulaklariniz ise isitmez. Ayaklariniz sizi oldugunuz yerde birakir. Aklinizi hakim kilabileceginiz tek sey O’nu aramaktir.
Ancak hicbiriniz o gun O’nu aramaz. Ugursuz haric.
Ugursuz gezer durur. Aranizda dolasir. Caresizligin hakim oldugu, merdivenlerinin olmadigi, insanlarinin agladigi, duvarlarinin saridan baska tonunun olmadigi …

Blog »

[15 Mar 2009 | Yorum Yok | ]
Uğursuz (2)

Herkes gibi ugursuzun da birilerine ihtiyaci vardi. Ancak, ugursuz herkese benzemezdi. Herkesin omurluk ihtiyaclarina karsilik ugursuzun anlik ihtiyaclari vardi.
Aramaya koyuldu ugursuz. Once gecmisini karistirdi. Kimlerin ugursuzu guclendirip, kimlerin yerin dibine sokacaginin ayrimini yaptigi gunler O’nun 23lu yaslariydi. Etrafinda cok az ugursuz vardi. Hicbiri ugursuza benzemezlerdi. Ama hepsi ugursuzun destekcisiydi. Ugursuz onlarin gucune guc katacagini, hayallerindeki olumsuzluge daha kisa yoldan boyle ulasacagini kesfetti.
Ilk denemelerinde basarisiz oldu. Gorevini reddetmeyi dusunmek bile ona cok aci verdi. Reddetmedi. Ugursuz, canla basla calisti. Ugursuzlugun geregi ne yazik ki calismakti. Oysa ki ugursuzun gucu, istediklerini calismadan …

Blog, eleştiriyorum, Güncel »

[14 Mar 2009 | Yorum Yok | ]
Uğursuz (1)

Her sey bundan yaklasik 23 sene oncesine dayanir. 86 senesinin Ocak ayi kapali ve yagmurlu gecmistir. Yagmur bulutlari yere kasvet indirmis, o tarihten itibaren butun ekinleri o kasvetle beslemistir.
Cogu evin penceresinden gunes isigi degil, nukleer kalintilarinin sizdigi gunlerden bahsediyorum. Subat karli gecmisti ancak kar bir turlu istedigi gibi bir mevsim gecirememisti. Ask ayi olarak bilinen, bir cok degiskeni barindiran Mart ayini hic kimse bu kadar sessiz ve caresiz gorememisti.
Ve Nisan geldi. Nisan gebeydi. Ama cocuk Mayis’indi. Nisan cocugu dogurmak istemese de Mayis’in cok uzaklarda oldugunu gorup dayanamadi ve bu arsiz, …