Anasayfa » Blog, eleştiriyorum

Renkler Ne Kadar Gerçekler

5 April 2014 No Comment

Renkler var ya hani; denizlerin mavisi, ağaçların ve çimenlerin yeşili, çileğin kırmızısı, toprağın kahverengisi, tenimin rengi, teninin rengi, gözbebeğindeki siyah, küçük balıktaki turuncu

Çocukluğumdan beri kafayı yiyorum ya yeşil sadece bana yeşilse ama aslında başkasına mavi gözüküyorsa, ya da turuncu dediğim balığı başkası siyah görüyor ama aslında siyaha “turuncu” diyorsa?

Renk gibi gözümle görüp inanmam gereken somut bir kavramdan bile şüphe ediyorsam, geri kalanının gerçekliğinden nasıl emin olabilirim? Bir çok kişinin renklerin gerçekliğini bile asla sorgulamadığı bir toplumda, başka şeylerin gerçek olduğuna neden inanmak lazım? Bir şeyler yapmak lazım ama neden yapmak lazım? Bu gerçeklik sorgulamasını aşmadan insan belirli bir hedefe neden koşar, koşmalı mıdır, koştuğu şey gerçek midir, koşarsa ve sonunda gerçekliğin o olmadığının farkına varırsa sorgulamadığı için cezalandırılmayacak mıdır?

Büyük adam olmak mı lazım? Fabrikaların mı olsun, çalışanların, paran? Birilerini okut, birilerini iyileştir, birilerine iş birilerine aş ver, okullar yaptır dünyadaki bütün parayla yapılabilecek iyilikleri yap.

Ama renkleri sorgulama!

Hayatının sonunda adalete ulaşacağına inanan kişi “iyiliğin” aslında “iyilik” olup olmadığını  nereden bildiğini sordukları zaman ne cevap verebilir ki? Gerçeği sorgulamayan iyiliğin ne olduğunu nereden bilebilir ki? Adalet o zaman gerçekten işler mi ki? Ya “iyilik” siyah bir turuncu balıksa? Ya “zenginlik” siyah bir turuncu balıksa?

Bence bir sorgulamak lazım. Belki de aptalla akıllının ayrıştırılması bu şekilde yapılacaktır. Sonucunda ne olur bilinmez ama gerçekliğin bu kadar gerçek olmadığı bir ortamda renklerden daha az gerçekçi şeylerin peşinden koşmak neden? O halde hayatın başka bir amacı olmalı. Realitelerden çok daha uzak, çok daha başka. Daha ruhani, daha doğu, daha çok gerçeklik sunabilecek.

Renklerin olmadığı, tatların olmadığı, kokuların olmadığı, dokunmanın ve görmenin olmadığı bir üst gerçeklik olmalı. Aramızda kesinlikle böyle bir bağ var ve bunu bulamıyor çünkü hepimiz sorgulamayacak kadar aptalız. Yoksa neden böyle gerçek olmayan bir dünyaya gelelim ki? Hatta belki gelmedik bile.

Belki o noktalara ulaşırsak hepimiz gerçekliği hissederiz. Belki o zaman renkleri hepimiz aynı görebiliriz, kokuları hissedebiliriz. Ancak o zaman bir değil iki, iki değil üç oluruz. Ama aslında şu an hepimiz yapayalnız ve benciliz.

 

Yorum Yapın!

Yazıya yorum yapın ya da trackback websitenizden. Ayrıca subscribe to these comments via RSS.

Spam yapmayınız