Anasayfa » Güncel

Database’in vardığı son nokta

2 February 2015 No Comment

13 Aralık 2014, 1. Yazı;

Database mi? O da ne ola ki? Databesei silmisler de benim sanki umrumda mi. Su an beynimde indim havuz basina bir kiz cikti karsima sarkisi calarken database ne kadar onemli olabilir. Hem umur dedigin nedir yani insanin aklinin bir duruma takilma olayidir ki su an bana her yer Kasimpasa. Dedim ya sadece indim havuz basina bir kiz cikti karsima caliyor kafamda. Hem havuz demisken havuza da nefretim var ki database olayiyla da birlesince daha fena oluyor. Ama nefretim havuza degil aslinda havuza giren teyzelere. Cok kucukken altinpark yuzme havuzunda havuz temizleyen adamlarin 5 metrelik atlama platformunun altinda havuzun dibinden diski ve kadin pedi cikardiklarini anlatmalariyla basladi fobim. Buyuk ihtimalle kadinlar gununde havuza giren teyzelerin ellerinde orguleri ile yaptiklari muhabbette guldukleri sirada kizarip olayi da guluyormus adi altinda aslinda sicmalarindan zuhur buldu bu olaylar. Cocukken yasanan bi tramva yani. Soyle simdi boyle tramvatik bir sarki beynimdeyken ben database mi dusuncem? Hem ben hani panik atakmisim ya, bunu da komtenim soyledi, ben her seyi yedeklerim. Database i de yedekledim. Ama panik atak konusuna geri gelecek olursak evet panik ataktim ama artik degilim. Hayatimda 5 ay once 11 yesil donun cok buyuk onemi varken su sadece siyah corabi dert ediyorum. Seviyorum da ondan. Ozellikle de su Pentiden alinmis tavsan tuylu olanlari. Guzel bir hissiyati var ve bana indim havuz basina bir kiz cikti karsima turkusunu dusunurken havuza dalgic elbisesiyle girdigim hayalini asilayacak kadar beni rahatlatiyor. Neden rahatliyorum biliyor musun? Cunku hayalimde giydigim dalgic elbisesi su gecirmiyor. Onemli mi? Artik cok da degil yani cunku biliyorum o teyze havuzu aslinda bir cok seye gore tertemizdi. Artik havuza girebilir miyim? Evet. Panik atak miyim? Hayir. Database mi? Umrumda degil. Ama yedegi var merak etme 🙂 sadece kendimi azicik saglama almistim bir zamanlar.

————————————

2 Şubat 2015, 2. Yazı;

Nerede kalmıştık? Hah. Database diyorduk. Evet, işte bak oldu bitti database’i de kurdum rahatladım. Gerçi ben mi kurdum? Hayır. Ama o zaman neden ben rahatladım? Bilmiyorum, başkasına kurdurdum zaten ben kurdum demek de yanlış aslında. Zaten bu devirde de bir kişi olsun ki kendi işini kendisi yapsın değil mi azizim? Bugün taksiye binmiş bulundum taksici amca da sordu (hoş, artık amca dememek lazım etrafla yaş farkımız da kalmadı gibi bir şey) ne iş yapıyormuş benim bu şirket. Dedim denetim, danışmanlık vs. Amca haklı olarak ne dese beğenirsin, “madem danışmanlık yapıyorlar kendileri kursalar ya danışmanlığını yapacağı işleri”. Dedim bravo. Mantık sokakta arkadaş. Hayat sokakta ya. Nerden geldik buraya, asıl konu database idi. Ama ek olarak söylemek isterim ki artık insanlar kendi işlerini bile başkalarına yaptıran bir yaşam tarzını yol bellemişler. Amcanın sorgulaması da buradan. Danışmanlık diyor, boş diyor, nuh diyor peygamber demiyor. Deme amca deme sen de peygamber deme ben de boşuna kendimi paralamayayım.

Kendimi bildim bileli doğru olduğundan emin olduğum şeyleri çok basit insanlara anlatmaya çalıştım durdum, ama bakıyorum da 4-5 gündür dünya umrumda değilmiş gibi yaşıyorum, kim ne b.k yerse yesin gibisinden ve bu beni son derece rahatlatıyor. Kim ne yapıyor neden yapıyor, şöyle yapsa daha mı iyi olur böyle mi yapsın gibi dertlerim kalmamış, umarım da tekrar pörtlemezler. Tabi benim gibi hayatının son 29 yılını paranoyak olarak yaşamış birinin, hatta bir mülakatta “hayatınız kitap olsa adı ne olurdu” sorusuna “paranoyak” cevabı verip karşımdaki kadını mülakat ortamından çıkarıp hayatını sorgulatan bir kişinin “paranoyak” durumundan kurtulabilmesi çok da mümkün değil diye elleri yazıyor ama aklından geçen cevap “nah değil” oluyor. Göreceğiz.

Ha bu paranoyaklık işe yaramadı mı yaradı evet bak işte database’i yedeklemiştim ve kurdurdum birisine. Ne güzel. Olmasaydı ne olurdu acaba? Bence bu soru da paranoyakca, artık bu bile olmamalı, banane olmasaydı ne olacağından. Olmasaydı zaten olmamış olurdu ve ben de zaten olmayan bir şeyin eksikliğini nasıl hissedebilirdim ki. Aslında olmayan şeylerin eksikliğini hissetmek mümkündür ancak eğer bir kere oldularsa. Önceden olmayan şeylerin de eksikliklerini hissedebiliriz ama o eksiklik tamamen kıskançlık eksikliğidir, tam olarak eksiklik tarifi yapamayız zaten elimizde hiç olmamış şeyler için. İşte ben database’in eksikliğini hissedebilirdim ama ama bu hissiyat sanırım o kadar da derin olamayacaktı bu kafa rahatlığıyla. Burayı kimse anlamadı eminim. Sıkıntım yok zaten anlayın diye yazmadım, ben baktım kendim anlıyor muyum acaba diye. Evet, anlıyorum. Eksik biraz ama anlıyorum. Buradaki “eksik” işte kıskançlık eksikliği, çünkü yazıda başka bir örneği yok ve ne siz ne de ben tam olarak neyin eksik olduğunu bilemiyoruz. Sıkıntı mı? Bence, değil.

Yazıyı yazarken Megadeth konseri dinliyor olmamın bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Sonuçta Dave’in sesini duymak bende değişik çağrışımlar uyandırıyor. Bilen bilir, Dave eziktir biraz. Metallica’dan atılmış, unutulmuş, dışlanmış, sanki ailenin uyumsuz çocuğu gibi birisi. Ama aslında değildir, değildir çünkü öyle olsaydı şimdi dinlemiyor ve hikayesini de anlatmıyor olurduk. Şuna bağlayacağım, sanki o Dave’deki boşvermişlik çökmüş üzerime. Ama şöyle bir de durum var Dave aslında çok başarılıydı. 4 kişinin kişi başına düşen enerji miktarından daha fazla enerjisi vardı.

Yani konu şu ki database’den başlayıp paranoyaklık üzerinden geçip Dave’in boşvermişliğine değinerek demek istediğim şey şu; Metallica’dan ayrılmış olabilirim ama Megadeth’i kurdum bebeğim

Yorum Yapın!

Yazıya yorum yapın ya da trackback websitenizden. Ayrıca subscribe to these comments via RSS.

Spam yapmayınız