Anasayfa » KİMDİR?

KİMDİR?

Yusuf Çağlar Tüysüzoğlu kimdir?

Tüysüzoğulları’ndan Mümin’in oğlu Yusuf Çağlar.. Budur dünya üzerindeki yaka kartım.

1986 yılının 19 Nisan sabahı saat 08:30 sularında Ankara Etimesgut Devlet Hastanesi’nde dünyaya geldim.

İlk evimiz Ankara-Sincanda yeşil bir binanın birinci katında imiş. Hiç hatırlamam. Annem anlatır.

Kaç yaşında taşındık bilmem ama Ankara-Cebeci’deki ikinci evimizi hayal meyal hatırlıyorum. Koca kırmızı itfaiye arabam, karşı komşumuz Derya abla ve Ahmet ağabey, anaokulu öncesi bir sene gittiğim yuvam, kahvehane, taksi durağı, köşedeki cami ve babamların kaza geçirdikleri ford taunus marka arabanın arkasından annemle su dökmemiz.. Hatırladığım şeyler.

Bu arada babamın işi nedeniyle Bursa ve Trabzon’da yaşamışlığımız var. Trabzonu hiç hatırlamıyorum.. Bursa’da ise bi yokuş ve bir çay bahçesi.. O kadar..

Üçüncü oturduğumuz yer Ankara-Konutkent E-3 blok. İlkokulum Konutkent İlköğretim Okulu. İlkokul ve anasınıfı öğretmenim Alev Araç. En güzel arkadaşlıklarımı geçirdiğim, çocukluğumu yaşadığım Konutkent.. Çok lastik top patlattık, Alper sağolsun.. Çok kavga ettik Emir ve Bahtiyar’a selamlar olsun.. Çok haylazlıklar ettik, komşulara af olsun dileklerim..

Birinci sınıfın birinci dönemi bittiğinde babamın işi gereği bir sene Amerika Birleşik Devletleri’nde, North Carolina eyaletinde, Raleigh şehrinde, Western Tower isimli bir yerde kaldık. New York’u, Washington’u, Florida’yı gezdim, gördüm. Her çocuk gibi astronot olmayı istedim ama sebebim vardı. Kennedy Space Center(Kennedy Uzay Merkezi) beni çok etkilemişti. En büyük üzüntüm bir sene kalıp ingilizce öğrenememek oldu. İkinci sınıfın ikinci döneminde geldim. Bir sınava girdim ikinci sınıfın ikinci döneminden başladım ve okulu bir sene es geçmiş oldum. Tabi kaybetmediğim bir sene ileride bir kaç sene mi oldu bilinmez ama ben şu anki tercihlerimden memnunum.

Türkiye’ye döndükten dört ay sonra bana ailemin en büyük armağanı olan kardeşlerim Berat ve Deniz 1994 yılının 15 Haziran günü dünyaya geldiler. Aradan bir kaç ay geçti ve babam Kavaklıdere Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan istifa etti. Böylece bir senelik Gaziantep maceramızda başlamış oldu.

Dördüncü sınıfımı Gaziantep Fırat Koleji’nde okudum. Gaziantep insanı sıcak kanlı.. Çok iyi arkadaşlarım oldu Gaziantep’te. Hepsini çok özledim. Cem, Abdurrahman(süper kaleci), Semih, Pınar(süper forvet).. Okulda kolası biten kutuyu ezer maça başlardı.. Abdurrahman nasılda atlardı o tenekelere.. Elleri kanardı.. Evimizle iş yerimiz arasında yüz metre kadar mesafe ve bir de dere vardı.. Evimiz bir ilçede iş yerimiz başka bir ilçedeydi.. Ben köprüden her geçişimde bir ilçeden başka bir ilçeye geçtiğimi düşünerek o kadar sevinirdim ki anlatamam.. En iyi hatırladığım gün Berat’ın elini kestiği gündür. Tepsi kadar boyuyla tepsiyi almış geziniyordu evde, dengesini kaybederek tepsiyi yere dikine bastırdı ve olan oldu.. Orta parmağından oluk oluk kan geliyordu.. Korkmuştum.. Hala içim cız eder. Sekiz dikiş atmışlardı. Kardeşlerimle en çok eğlendiğimiz zamanlardı. Uzunca bir balkonumuz vardı.Kamyonların kasalarına otururlardı bende onları iterdim balkonda. Gülüşleri hala gözlerimin önünde. Lüle lüle saçları.. Minicik dişleri..

Dördüncü sınıfımı bitirmemle Gaziantep maceramızın bitişide bir oldu. İstanbul’da Bahçeşehir’e taşındık. Beşinci sınıfıma Süleyman Demirel İlköğretim Okulu’nda başladım. Bakırköy Kültür Koleji’nden ilkokul mezunu oldum. Anadolu Liseleri sınavında Kağıthane Anadolu Lisesi’ne puanım yetiyordu ama gitmedim. Bir sene Florya İstek Bilge Kağan Lisesi’nde ortaokul hazırlık okudum ve beşinci sınıftaki okulum olan Süleyman Demirel İlköğretim Okuluna geri dönüş yaptım.

Üç senem Bahçeşehir’de bom boş geçti. Kayda değer pek bir şey yok sevgili arkadaşım Murat dışında.. Bahçeşehir’i sevemedim zaten.. Arkadaşlarım garip çocuklardı.. Uyum sağlayamadık.

Üç sene sonunda Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’ni kazandım. Lisede gençliğimin bazen kıymetini bildim bazen bozuk para gibi harcadım. Öğretmenlerimle aram dersler yüzünden bozuk, müzik sebebiyle gayet iyiydi. Murat Barut ve Panter Emel çok sevdiğim öğretmenlerim..

Hazırlıkta tanıdığım 4-5 arkadaşımla koskoca lise hayatımı paylaşabilme ve geçirebilme başarısını gösterdim. Bunun için hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Masis, Aren, Tarık, Erdem ve ben BAALorc adında bir müzik grubu kurduk.. Çok emek sarfettik.. Boğaziçi Üniversitesi’nin düzenlediği “Battle of the bands” amatör gruplar yarışmasında birinci olduk. Çok kere konser verdik, barlarda çaldık.. Dönem arkadaşlarımızla beraber okulda uzuuuunca bir zamandır düzenlenmeyen bir festival düzenlemeyi başardık. 4 gün sürdü. Pek eğlenceli olmadı.. İlk adımı biz attık devamı gelemedi ne yazık ki. Bunun için Okul Müdürümüz Sayın Cevdet Erentürk’e katkılarından(!) dolayı teşekkür ederiz…

Liseden iyi-kötü anılarla mezun olduk. Üniversite sınavında Ortadoğu Teknik Üniversitesi & Binghamton University – İşletme (Business Administration) (Uluslararası Ortak Lisans Programı – SUNY) bölümünü kazandım. İnşaat mühendisliği kazanmayı beklerken garanti olsun diye ikinci sıraya yazdığım bu bölüm biraz hayal kırıklığı yarattı ama okurken sevdim.

Ankara güzel şehir. Çocukluğumun geçtiği yer. Memur kenti. Sakin, huzurlu. Küçük. Seviyorum ben Ankara’yı.Türkiye’nin kalbi.

Gaziantep ve İstanbul maceramdan sonra Ankara’daki ikinci senemin sonundaydım ve o zamanlar birinci sınıfın sonuna gelmiş bulunmaktaydım ve eğer yaz okulunda ortalamayı tutturursam sınıfı geçip Amerika’ya gidecektim. Tutturamazsam paşa paşa birinci sınıfı bir sene daha okuyacaktim. Son paragrafi degistirmek zorunda kaldim cunku bu ozgecmisi su an yazdigim satira kadar yazali bir seneden fazla oluyor.

Oncelikle merakinizi gidereyim; Evet, yaz okulunda zor sartlar altinda ortalamayi tutturdum ve ikinci sinifa gectim. Gecmekle kalmadim, bitirdim. Bitirdim ve ucuncu sinif oldum desem sanirim ne kadar uzun zamandir bu ozgecmise birseyler eklemedigimi gorup sasirirsiniz.

Her seneyi cok uzun yazmamak, ozgecmisimi kitap haline getirmemek adina Amerika hakkinda bir kac cumleyle yazimi sonlandirmak ve yeniden 1-2 sene beklemek istiyorum. New York’un Binghamton sehrinde yaklasik 280 gun gecirdikten sonra kendimi yenilenmis hissediyordum. Insan yalniz kalinca her turlu sayacini sifirlamak durumunda kaliyor. Amerika’da yenilendim. Kendime zaman ayirdim, neyin dogru neyin yanlis olduguna karar verip hayat yolumu daha belirgin hale getirdim.

Bu yaziyi Turkiye’den mi yaziyorum? Hayir. Yine Amerika’dan. Binghamton’da kalirken Harvard’in sitesine bakmak bir aliskanlik oldugundan yine bakarken gozume bisey ilisti. Harvard’da yaz okulu! Basvurdum, kabul edildim ve geldim. Iki dorduncu sinif dersi alip Turkiye’ye donecegim. 300 gunden fazla oldu Amerika’ya geleli. Harvard’in bu kadar zor bir zamanda gelmis olmasi yeni bir sinav olsa gerek. Turkiye’ye donus icin gun sayiyorum su siralar.. Banliyo trenlerini ve kagit helvayi ozledim.

İşte özetle benim hayatım..

Tesekkurler,
Yusuf Caglar Tuysuzoglu

Yorum Yapın!

Yazıya yorum yapın ya da trackback websitenizden. Ayrıca subscribe to these comments via RSS.

Spam yapmayınız